Kültürel Boyut

KÜLTÜRLERİN PARMAK İZLERİ: COĞRAFİ İŞARETLER

Kültür ve kültürün bileşeni olan gelenekler toplumların kesintisiz olarak yeniden inşa ettiği ve değişen ya da aynılaşan formları ile diğer kuşaklara aktardığı tüm süreçleri içine almaktadır. Bilim ve teknolojinin dönüştürücülüğü, iktisadi faaliyetlerin belirleyiciliği, el sanatlarının renkleri, mutfağın göz ardı edilemeyecek zenginliği, tarımın ve hayvancılığın adeta insanlığa bir hazine olarak sunduğu binbir çeşit ürünleri gibi daha birçok yapının, kültürel çevrenin var olup yok olmasında, sürdürülmesinde ve nihayetinde farklı kültürler karşısında direnç unsuru olarak yer bulması açısından önemli bir yere sahiptir. Bu sebeple interdisipliner bir çalışma yöntemi gerektiren coğrafi işaretlerin birçoğu toplumların düşüncel ve yaşamsal dünyalarının gelenekler yoluyla kültüre işlenmiş halleridir. Kırsal kalkınmanın önüne açan, sürdürebilinirliği destekleyici role sahip olan coğrafi işaretler aynı zamanda dezavantajlı grupların sosyo-ekonomik seviyesinin yükseltilmesinde, ürünlerin orijinalliğinin korunmasında, pazar değerinin arttırılmasının yanı sıra tüketici ile üretici arasında güven duygusunun oluşturulmasında, tüketici haklarının korunması ve özellikle küreselleşen dünyada, yerel ve geleneksel üretim ve tüketim zincirinin kurulmasıyla hem küreselleşme karşısında güçlü duruşun sağlanması,  hem de uluslararası alanda pay sahibi olunması gibi önemli görevleri de bulunmaktadır. Bütün bunların yanı sıra coğrafi işaretlerin asıl önemli bir işlevi ise neyin kültüre ait olup olmadığının tespit edilerek, kültürel mirasın korunmasını, geleneksel bilgi ve deneyimlerin belgelenerek diğer kuşaklara aktarımının sağlamasıdır. Bu aktarım, insanlığın doğa ve kültür karşısında hayatta kalma mücadelesinin ve uyarlanmasının tarih boyunca süren çabasının da belgesidir.

 Bazen bir iğne oyasının rengi, bazen bir kilimin motifi, bir tatlının damakta bıraktığı lezzet, bazen bir meyvenin parlak renkleri, bazen doğanın hazinelerinden olan taşı, mermeri, bazen ağacın yerel ustaları tarafından sanata dönüştürülmüş hali, bazen de üzerimizi giydiğimiz bir elbisenin kumaşı hiçte o kadar kolay ortaya çıkmamıştır. Yıllar boyunca doğa ve farklı kültürel çevre ile hem rekabet eden hem de bu değişkenleri kendi alanına dahil eden toplumların yaşanmışlıklarının kültürel yansımaları, geleneksel motifleri ve yerel kullanımlarının sonucu olarak ortaya çıkan coğrafi işaretler için aynı zamanda kültürlerin parmak izleridir demek hiçte yanlış olmayacaktır. Dolayısıyla kültürlerin parmak izleri olan coğrafi işaretlerde ürün tescili hakkı yalnızca tescil yapan kurum, kuruluş ve derneğe ait olmayıp tüm topluma mal olmaktadır. Yani ait olduğu toplumun kültürel değerleri ortaya konularak koruma altına alınmaktadır.  Konunun önemi nedeniyle gıda mühendisleri, ziraat mühendisleri, tekstil mühendisleri iktisatçılar, kimyacılar, işletmeciler, antropologlar, sosyologlar, halkbilimciler, güzel sanatlar alanında çalışanlar ve ilgili diğer tüm meslek grubuna mensup birçok uzman tarafından üzerinde çalışılması gereken coğrafi işaretler, kültürel unsurların pazarlama alanına dönüştüğü ekonomiler için önemli sonuçlar ortaya çıkarmaktadır. Özellikle gastroturizm ve agroturizm gibi sektörlerin gelişmesi ve yaygınlaşması açısından coğrafi işaretli ürünlerin varlığı, geleneksel kültürlerin korunması için aracı işlevi görmektedir. İçinde yaşadığımız Anadolu coğrafyası, her yönden son derece zengin koşullara sahiptir. Kültür ve geleneğin harmanlandığı, havanın ve toprağın çevreyi verimli kıldığı Anadolu’nun kültürel kodların işlendiği ürünlere coğrafi işaretler verilmesine öncülük edecek her alanında yapılacak çalışmalara ihtiyacı vardır. Sonuç olarak biyolojik çeşitlilik kadar kültürel çeşitliliğinde arşivlenmesi ve korunmasında da coğrafi işaretlerin öneminin altını çizmek gerekir.